Anasayfa / Bilecik / BATI HAYRANLIĞI BİTTİ, ŞİMDİ HERKES TÜRKİYE HAYRANI

BATI HAYRANLIĞI BİTTİ, ŞİMDİ HERKES TÜRKİYE HAYRANI

BATI HAYRANLIĞI BİTTİ, ŞİMDİ HERKES TÜRKİYE HAYRANI

Münür ŞAHİN – Köşe Yazısı

Batı hayranlığıyla geçen yüzyılların ardından, bugün artık yeni bir çağın eşiğindeyiz: Türkiye Yüzyılı. Artık hayran olan değil, hayranlık uyandıran bir Türkiye var. Bugün herkes Türkiye’ye bakıyor, Türkiye’yi izliyor. Bu değişimin adı; güçlü, kararlı ve lider bir Türkiye‘dir.


Batı dendiğinde yıllarca bir medeniyet algısı oluşturuldu. Kurallara uyan, bireysel haklara saygılı, özgürlükçü bir Batı profili çizildi. Ancak gerçek yüzü, acımasız bir sömürü düzeninin üzerine kurulmuş bir yapıdır. Afrika’da, Ortadoğu’da, İslam coğrafyasında yıllarca diktatörleri desteklediler, halkları fakirliğe ve iç savaşa mahkûm ettiler. Sözde “insan hakları savunucusu” Batı, İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamı destekleyerek bu maskeyi çoktan düşürdü.

Kendi ülkelerinde LGBT’yi, her türlü sapkınlığı, alkol ve uyuşturucu bağımlılığını teşvik eden, İslam’a ve değerlerimize düşmanca yaklaşan bu Batı, bize insanlık dersi veremez. Terör örgütlerini silahlandıran, onları siyasi aktör gibi meşrulaştıran, ülkesine ihanet eden kaçaklara kol kanat geren yine bu Batı’dır.


Bugün hâlâ hava savunma sistemlerimizi geliştirmemize, kendi silahımızı yapmamıza, nükleer enerjiye sahip olmamıza karşı çıkanlar kim? Elbette yine “müttefik” dediğimiz Batılı dostlarımız(!). Biz kendi göklerimizi korumaya kalkınca, “güvenlik sorunu” diyen, bağımsızlık adımlarımızdan rahatsız olan bir yapıdan söz ediyoruz.

Ama artık farklı bir Türkiye var. Terörsüz bir Türkiye, güçlü bir savunma sanayi, dostlarıyla barış içinde bir Ortadoğu ve İslam coğrafyası hedefinden geri adım atmayacak bir Türkiye. Biz Türk’üz, Kürt’üz, Arab’ız… ama birbirimizin kardeşiyiz. Birbirimize düşmemizi isteyenler artık umduğunu bulamayacak.


Bugün dünyada büyük kırılmalar yaşanıyor. Ukrayna-Rusya savaşı, İran-İsrail gerilimi, Akdeniz ve Ege’de artan gerginlik, Afrika’daki sömürge düzeninin çöküşü… Hepsi bize tek bir gerçeği gösteriyor: Ya birlikte olacağız ya da yok edilmek isteneceğiz.

Bu süreçte küçük siyasi tartışmalar, kişisel çıkarlar, geçici öfke ve kırgınlıklar bir kenara bırakılmalıdır. Seçimlerin tarihi bellidir; tartışılacaksa zamanı geldiğinde tartışılır. Ama şimdi birliğimizi, kardeşliğimizi büyütme zamanıdır.


Misak-ı Milli sınırları içinde güçlü bir Türkiye, sadece bizim değil, tüm Türk dünyasının, tüm İslam coğrafyasının ve ezilen mazlum halkların umudu haline gelmiştir. Türkiye, artık sadece Türkiye değildir; bir medeniyetin taşıyıcısıdır. Bunu anlamayanlar için üzülmeyelim ama anlatmaktan da vazgeçmeyelim.

Bugün Batı bile, Türkiye’siz bir gelecek planlayamayacak hâle gelmiştir. Türkiye’siz bir NATO, Türkiye’siz bir enerji haritası, Türkiye’siz bir güvenlik denklemi artık mümkün değildir. Bu bizim değil, dünyanın gerçeğidir.


Bu süreçte Türk devlet aklının ve iradesinin arkasında durmak, kişilere değil, millete hizmet eden liderlere saygı duymak hepimizin görevidir. Devlet Bahçeli gibi bir ömrünü Türk milliyetçiliğine adamış bir lidere; gibi 21 yıldır bu ülkenin çelik iradesi olmuş bir lidere saygı duymak, bu ülkeyi seven herkesin ortak sorumluluğudur.

Tarih gün gelecek yazacak… O gün geldiğinde, ya milletin yanında duranlardan olacağız ya da pişmanlıkla bakanlardan. Bu yüzden çağrımız açık ve net: , beraberlik, kardeşlik zamanı.

yapılır, tartışılır ama şimdi değil. Bugün, Büyük Türkiye yürüyüşünde omuz omuza olma zamanıdır. Yarın çok geç olabilir. Gelin, tarihin doğru sayfasında yerimizi alalım.